Dijital Bağımlılıklar
Dijital Bağımlılıklar

Eğer tarafsız bir değerlendirme yaparsak gerek iş, gerek bilim, gerek iletişim, haber, eğlence vs. dünyalarında internet ve görsel teknolojinin sunduğu avantajlar inkâr edilemez; fakat bütün mesele bunun makul, zararsız ölçüsünün ne olduğudur. Bu soruya Virtual Addiction /Sanal Bağımlılık kitabının yazarı David N. Greenfield’in cevabı, “Genel mânâda sağlıklı olmak; insanın, mânevi yönlerini de ihmal etmeden, tümcelliğini yaşamasıdır” şeklinde geliyor. “Hastalık” (İng. dis-ease) bu mânâda bu tümcelliğin, iç ahengin bozulması; bağımlılık da bunun göstergesidir.

Yazar bu dengenin ne dereceye kadar bozulabileceğini göstermek için, Sandra Hacker’in hikâyesini misal veriyor. Bu hanım çocuklarını pislik ve sefalet içinde bırakırken, kendisi özel internet mabedinde, bakımlı odasında, günlerini internet başında geçirdiği için şikâyet edilmiş biri. Yani öyle bir güçlü bağımlılık fenomeni ile karşı karşıyayız ki, insanın en asil annelik duyguları bile dumura uğrayabiliyor. “Peki, ne oldu da bu kadın ve benzeri insanlar böyle bir temayüle girdiler?” sorusuna Greenfield, “Sıkılıyorlar” cevabını veriyor. Bu sıkıntının Nefs Psikolojisi’ne göre tanımı, “kabz” hâli, yani “bast” hâlinin zıt kutbudur. Bir başka deyişle, insanlar temel bir varoluş sıkıntısı (basic existential boredom) yaşıyorlar; ölesiye sıkılan bir medeniyet ile karşı karşıyayız.

Sosyal medya siteleri ergenlik çağındakilerin yarısının günlük etkinliğiyken 7 yıl içerisinde tamamının günlük etkinliği hâline gelmiş. 12. sınıfa giden kız öğrencilerin yalnızca %2’si sosyal medya sitelerini “hiç“ kullanmadığını söylüyor. Yani, 12. sınıf öğrencilerinin %97’si ve 12. sınıfa giden kız öğrencilerinin %98’i sosyal medya sitelerini en azından bazen kullanıyor.

Genç erkek ergenlerin %25’i günde 3 saat civarında video oyunları oynarken, %10 oranında, bu zaman günde asgari 6 saati buluyor. Günde 3 saat veya üstünde ekran zamanıyla birlikte %28 oranında daha fazla uyku rahatsızlıkları müşahede ediliyor. Ve tabiî ki kronik uykusuzluk; psikosomatik hastalıkları, depresyon ve intihar riskini artıran bir durum.

Matrix’ten Nasıl Çıkılır?

Bu durumun küresel boyutlarda bir hastalık/sendrom olduğu farkındalığının artırılması ve tanımının yapılması.

Özellikle ergenler için tavsiyelerim:

    • Sistematik spor uygulamaları. Grup hâlinde veya ferdî olarak yapılan spor faaliyetleri.
    • Futbol, voleybol, basketbolun yanı sıra yüzme, dalma, yelken, rüzgâr sörfü, uzun mesafe koşuları (jogging), tabiat ve dağ yürüyüşleri (trekking), kayak, tırmanma gibi sportif tatbikatlar, sadece bedeni rahatlatmaz, merkezî sinir sisteminde endorfin artışı nedeniyle de psikolojik bir ferahlık da getirir. İdeal olan bu faaliyetlerin, ebeveynler tarafından, çocuk veya ergenle beraber yapılmasıdır. İlişki açlığı da tatmin olur.
    • Sanat faaliyetleri, mesela mûsikî; değişik enstrümanların icra edilmesi. Hat, ebru, resim dersleri. Mesela, akşamları televizyon seyretmek yerine, ailece mûsikî icra edilmesi, olağanüstü bir bağ oluşturabilir.
    • Hayvan sevgisinin teşvik edilmesi, mesela binicilik, atlı sporlar. İnsan ve at arasında inanması zor bir müspet ilişki zuhur edebilir. Bâhusus yurtdışı tecrübelerimden, ergenlik krizi yaşayan genç kızların bu yöntemle fark edilir bir oranda düzeldiklerini gördüm.
    • Yurtiçi veya yurtdışı kültür seyahatleri.
    • Ailece edâ edilen umre veya hac farizaları.
    • Yine ailece beraberce yapılan hafta sonu hayır ziyaretleri. Bütün bu tatbikatların, hastalık daha yerleşmeden, çok erken yaşlardan itibaren gerçekleşmesi ve ailece eda edilmesi çok önemli.
    • Evet, ferdî olarak bunlar yapılabilir ama kanaatimce böyle devasa bir problemle baş edebilmek için sivil toplum kuruluşları ve resmî kurumlara da büyük görev düşüyor.
    • Sivil toplum kuruluşlarının ve resmî kurumların bu hususta yapabilecekleri:
    • Televizyon reklamları, duvar panoları ve yazılı basın yoluyla kamu duyarlılığının harekete geçirilmesi.
    • Okullarda psikolojik danışmanların, yukarıda bahsettiğimiz testler vasıtasıyla durumu belirlemesi.
    • Üniversitelerde bu mevzu üzerine daha geniş muhtevalı araştırmalar yapılması.
    • Ulusal bir “sanallıkla mücadele politikası”nın belirlenmesi. Bu çalışma özellikle Matrix hayatının millî ekonomiye verdiği zarar açısından da önemli. İş kayıpları, psiko-somatik hastalıklar, şiddet patlamaları, polisiye olaylar ve hukuk sisteminin aşırı yüklenmesi, eğer hesabı yapılırsa, bizleri çok şaşırtıcı rakamlarla karşılaştırabilir.

Yorum Ekle

Your email address will not be published. Required fields are marked *